Seyyid Kutup Yolumuzu Aydınlatıyor
Nisan 12, 2008 11:10 am (Yolumuzu Aydınlatan Yazılar)
Tags: Seyyid Kutup Yolumuzu Aydınlatıyor Siyasete Bakışı
DAVA ÖNDERİNİN TEVHİD FİKRİ
Bir bütün olarak okunduğunda görülecektir ki, Seyyid Kutup, eserlerinde bir tek noktaya ağırlık vermiştir. Bu nokta Kelime-i Tevhid’in gerçek anlamına yönelmektedir.
Seyyid Kutup, Kelim-i Tevhid’in özünü çoğu kimsenin bilmediğini düşünüyordu. Bunun için de, imanın gerçek vasıfları Kitap ve sünnet’e göre açıklansın istiyordu. O, insanların genelinin bu vasıfların şuuruna eremediklerini hissediyordu.
Seyyid Kutup insanlara gafil oldukları hususlarda emretmek değil, onlara açıklamak, onları yönlendirmek fikrini savunuyor, Allah’ın yolunda olmayanlar için ‘kesin olarak İslam’a dönmeleri gerekir ki kurtuluşa ulaşabilsinler’ diye düşünüyordu.
Burada şu iki noktayı göz önünde tutmak gerekir.
Bundan dolayı Kutup “Biz davetçiyiz, yargılayıcı değiliz, bizim görevimiz insanlara hüküm çıkarmak değil, onları Tevhid’in şuuruna erdirebilmektir.Bu şuura ermek Allah’ın şeriatı üzerinde yürümekle mümkündür” diyordu.
Burada iki noktayı gözden uzak tutmamak gerekir.
Birincisi Seyyid Kutup’ un yazdıkları Kitap ve Sünnet’e aykırılık taşımaz, çünkü Tevhid’in şuuruna duymaktadır.
İkincisi yazdıkları Hasan el Benna’nın fikirleriyle çelişmez. Çünkü el-Benna Müslüman Kardeşler’in imamıdır, kurucusudur.
Ve Seyyid Kutup’un bir Müslüman olarak tavrı Hasan el-Benna’nın şu sözüne uyar:
“İmanlı insan, Kelime-i Şahadet getirip onun ruhuna uygun hareket eden insandır.”
SİYASETE BAKIŞ
Seyyid Kutup, her bir sosyal sistemin kendi içinde bir felsefesi olduğuna inanır. Siyasi sistem ve üzerinde biçimlendiği esaslar, ekonomik sistem ve üzerinde geliştiği fikirler, ahlaki sistem ve dayandığı ölçüler kendilerine uygun amaçları uygulamanın doğal bir sonucu olarak problemlere uğraşma çareleri ortaya koydukları gibi, kendi içlerinde de bir bütünlük gösterirler. Ancak böyle bir sistem insanı tanıyabilir. Bundan dolayı Seyyid Kutup’un siyasi görüşlerini açıklamak O’nu daha iyi tanıyıp anlamak bakımından gereklidir.
Seyyid Kutup, günümüz ideoloji ve sistemlerini, inanç temelinden kaynaklanan özel bir bakış açısı içinde yorumlar.
ÇAĞIN MİLLİYETÇİ DÜŞÜNCELERİNE BAKIŞI
Seyyid Kutup’a göre, milli ve ırki görüşler geçen iki yüzyılın ihtiyaçlarından ve insani ruhun zayıflamasını önlemek için ortaya çıkmıştır. Bugün ise geçmişin kalıntılarından biri olmuştur. Çünkü bugün milliyetçiliğin yerini sosyal bir adalet düşüncesi almıştır. Beşeri bölünmede dünya, milliyetçi çizgiyle üç yapıya ayrılır:
Batı, doğu ve bloksuzlar.(1)
Batı ve doğu, emperyalizmi sürdürürken, bağlantısızlar bir acizlik içindedir. Çünkü onların açık bir düşünceleri yoktur. Ayrıca sabit bir düşünce temeline de dayanmazlar. Emperyalist devletlerin körüklemeleri sonucunda bu grubu temsil eden Afrika ve Asyalılar kitlesi diye adlandırabileceğimiz bağlantısızlar parçalanmış bir topluluktur. Aralarında ortak bir hedef yoktur. Tersine aralarında köklü ihtilaflar vardır. Örnek olarak, Pakistan ve Hindistan arasında Keşmir meselesi yıllardan beri sürmektedir. Durum böyle olunca emperyalizmin kışkırtmalarını gidermeksizin, bu devletler grubunun da bir güç olarak varlığını dünyaya hissettirmeleri mümkün değildir.
KAPİTALİZM ve KOMÜNİZME BAKIŞI
Seyyid Kutup’a göre kapitalist sistem,yada çok kullanılan adıyla demokratik sistem, Avrupa insanının feodal yapıdan kurtuluşuna zemin hazırlamıştır. Bu düzen, kişisel çalışma hürriyetiyle üreticiliğin zirvesine ulaşma fırsatı vermiştir. Ancak, feodal sistemin yıkılışı için verilen hürriyetin kötüye kullanılır olması, bütün ekonomik felaket ve bunalımların kaynağı olan faiz ve karaborsanın ve bunun sonucu olarak da ekonomik emperyalizmin doğuşunu getirmiştir. Bu da bir başka sömürüdür.
Kapitalizm bütünüyle maddeye dayalı bir düzen olup, insanın fıtratına zıttır. Her şeyi menfaatlere bağlamasıyla ahlakı yok eder. Hakim ve zengin sınıfa her durumda arka çıkar. Böylece toplumda dengesizlikler ve uçurumlar meydana gelir.
Komünizme gelince, o da beşeri bir sistem olarak kapitalizmin düştüğü hatalara düşmüştür. Esasen komünizm yemekten, içmekten daha ilerisini düşünmeyen bir cüce ideolojisidir. O da maddeye dayalı sistemiyle insanlığa terstir.
Bu sistem, burjuva tabakasının ortadan kaldırılmasıyla insanların dıştan bir baskı ve etki olmadan toplumun menfaatlerini kendi menfaatlerinden daha üstün tuttuğunu ileri sürer. Oysa bu ileri sürdüğü durum, komünizmin insan tabiatından habersiz olduğunu açıkça gösterir. Ayrıca her şeyin özellikle kendi zıddını içerdiği mantığından yola çıkarsak, bu sistemin kurulmasının ana temeli olan sınıf çatışmalarının komünizm gelince sona ereceği büyük bir yalandır. Çünkü yukarıdaki zıtlıklar ilkesi gereğince çatışma sürecek ve sonuç komünizmin yıkılması olacaktır.
Gerçekten de dünyada komünist sistemlerin birer birer çöktüğünü görmekteyiz ki Seyyid Kutup yıllar önce burada belirttiğimiz konu ile ilgili düşüncelerinde ne kadar isabetli düşündüğünü bize bir kez daha göstermektedir.
ÇAĞDAŞ TOPLUMLAR ve SEYYİD KUTUP’UN YORUMU
Şehid Seyyid Kutup, toplumları başlıca ikiye ayırır:
1- İslamî Toplumlar, yani medeni toplumlar.
2- Cahiliyye toplumları, yani gerici toplumlar.
İslami toplumlar, Allah’ın şeriatini kabul eden toplumlardır. Bunlar Allah’ın mutlak birliğini, inanç ve yol olarak gerek sözle ve gerekse fiil olarak ibadetin yalnız Allah’a yapılmasını esas alan toplumlardır. Hakimiyyetin kayıtsız şartsız Allah’a ait olduğunu kabul eden toplumlardır. Her ferde irade özgürlüğü, batıl köleliklerden kurtulma hak ve hürriyetini verir. Dini esaslardan olan ibadetlere alışkanlık kazanmış olmakla yetinmez, şeriatini bütün şubeleriyle uygular. Bu toplum kendi istekleri, arzuları doğrultusunda bir sistem meydana getirmez. Yalnızca Allah’ın iradesine ve Rasulü’nün tebligatına uyar.
Cahiliyye toplumları ise, İslam’ı din olarak kabul etmeyen, ilkelerine kulak asmayan, İslam şeriatine ve ahlakına göre davranmayan toplumlardır.
Cahiliyyenin anlamı, Allah’ın şeriatinin, ekonomik, sosyal ve ahlaki, yani her sahada tatbik edilmeme durumudur. Cahiliyye yalnızca putlara tapma ve bunun gereği olarak uydurma ilahların karşısında eğilme değildir. İlahları temsil eden putlar, başkalarına kendilerine boyun eğeme mecburiyeti koyan despotlar ve tağutlar gibi yeni yeni ilahların işareti olabilirler. Cahiliyye daima insanlığın karşısında duran ve tarih boyunca ondan ayrılmayan devamlı bir tehlikedir. Biz bugün, İslam’ın ortaya çıkışındaki dönemin cahiliyetinden daha kötü bir cahiliyye yaşıyoruz. İnançlar, taklitler, kanunlar, kültür-sanat ve etrafımızdaki her şey bunu gösteriyor.
Bütün toplumlar, ister komünist, ister kapitalist, ister putperest, ister hristiyan, ister yahudi olsun, hepsi cahiliyye veya diğer bir söylemle gerici toplumların bir parçasını oluşturuyor. Çünkü insanın ruhsal özelliklerine göre değişen şekillerde önceliği maddeye vermekle bunu yapıyorlar. Yani insanlık ikiye ayrılmış:
1- Emredenler, hükmedenler,, efendiler, hakimler…
2- Her türlü şeref ve hürriyetten mahrum, yalnızca emredenleri yapan mahkumlar, çağdaş köleler…
İnsanlık bu cahiliyyeden ancak gerçek anlamda İslam’a dönmekle ve Allah’ın ipine sımsıkı sarılmakla kurtulabilir.
Kaynakça:
- Çağın Önderleri, İlke Yayınları
- İslami Hareket Metodu ve Seyyid Kutup, Risale Yayınları